🔴 Son Dakika Eğitim

İLKE Vakfı’nın Maarif Modeli İzleme Raporu II açıklandı: Öğretmenler yeni programı benimsiyor, merkezi sınav belirsizliği kaygı yaratıyor

İLKE Vakfı’nın Maarif Modeli İzleme Raporu II açıklandı: Öğretmenler yeni programı benimsiyor, merkezi sınav belirsizliği kaygı yaratıyor İstanbul (İLKE Vakfı) - İLKE Vakfı Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) tarafından hazırlanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İzleme Raporu II”, İLKE Vakfı’nın Üsküdar’daki merkezinde düzenlenen programla kamuoyuyla paylaşıldı. Rapor, modelin ikinci uygulama yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Sosyal Bilgiler ve İngilizce derslerinin sahadaki karşılığını 5. sınıf öğretmenlerinin deneyimleri üzerinden ortaya koyuyor.



Programa eski Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili, İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Dr. Ömer Avcı, İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ahmet Sait Öner, akademisyenler ve davetliler katıldı. Rapor bulgularını EPAM Direktörü ve rapor editörü Prof. Dr. Ayhan Öz sundu; Doç. Dr. Elyesa Koytak Sosyal Bilgiler, Dr. Mehtap Güven Çoban ise İngilizce dersine ilişkin sonuçları değerlendirdi.

Araştırma 10 okulda 30 öğretmenle yürütüldü

TAKİP (Takip ve İzleme Projesi) kapsamında yürütülen araştırmanın ilk fazı geçen yıl Türkçe, Matematik ve Fen Bilimleri derslerini ele almıştı. İkinci faz, Üsküdar ve Kadıköy ilçelerinde farklı sosyoekonomik profildeki 10 ortaokulda görev yapan 30 öğretmenle yapılan görüşmelere dayanıyor. Saha araştırması, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün izni ve desteğiyle gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Ayhan Öz, altı branştan elde edilen verilerin öğretmenlerde program değişikliğine karşı belirgin bir direnç olmadığını gösterdiğini belirterek şunları söyledi: “Tam tersine, program değişikliğinin gerekli olduğuyla ilişkili genel bir kanaat var. Programın etkinlik temelli, analitik bir yapıya sahip olması, değer odaklı olması, öğrenciyi aktif kılması gibi özellikler önemli artıları olarak ifade edildi.”

Etkinlik temelli yaklaşım katılımı artırıyor

Rapora göre öğretmenler, modelin öğrenci merkezli, etkinlik temelli ve beceri odaklı yaklaşımını genel olarak olumlu karşılıyor. Değerlerin tek bir dersle sınırlı kalmayıp tüm derslere yayılması, programın öne çıkan güçlü yönleri arasında görülüyor. Öz, öğretmenlerin aktardığı bulgulara göre etkinlik temelli uygulamaların öğrencilerin derse katılımını artırdığını ve öğrenme sürecine yönelik motivasyonlarını desteklediğini ifade etti.

Buna karşın raporda, programın öngördüğü etkinlik yükünün ders süresi, kalabalık sınıflar ve fiziki imkanlar nedeniyle her zaman planlandığı biçimde uygulanamadığı; öğretmenlerin etkinlikleri kısaltmak, seçmek veya ertelemek zorunda kaldığı tespit ediliyor. Sınıf mevcudunun 18-29 kişi olduğu okullarda etkinlikler uygulanabilirken, 44-54 kişiye varan sınıflarda aynı etkinliklerin fiilen uygulanamaz hale geldiği belirtiliyor.

Merkezi sınav sistemi belirsizlik oluşturuyor

Raporun her üç branşta da öne çıkan ortak bulgusu, okulda uygulanan süreç odaklı ve açık uçlu değerlendirme anlayışı ile merkezi sınavların çoktan seçmeli yapısı arasındaki uyumsuzluk. Öz bu durumu şöyle özetledi: “Karşımıza nasıl bir sınav sistemi çıkacak? Bu konuda bir belirsizlik var ve bu öğretmende de öğrencide de velide de olumsuz duygu olarak karşılık buluyor. Öğretmenlerimiz bu anlamda bir değişiklik yapılacağı noktasında umut içindeler.”

Raporda ayrıca hizmet içi eğitimlerin kısa, teorik ve uygulamadan uzak kaldığı; öğretmenlerin programı büyük ölçüde meslektaşlarıyla kurdukları dayanışma üzerinden öğrenmeye çalıştığı vurgulanıyor.

Branşlara özgü bulgular

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi: Namaz ünitesinin 6. sınıftan 5. sınıfa alınması, öğrencinin gelişim düzeyine uygunluk açısından en çok eleştirilen içerik değişikliği oldu. Öğretmenler ünitenin sadeleştirilmesini ya da farklı sınıf düzeylerine yayılmasını, peygamber kıssalarının ise müstakil bir ünite yerine önceki programlarda olduğu gibi ünite sonlarında verilmesini öneriyor.

Sosyal Bilgiler: Kazanım sayısının azaltılması olumlu karşılanırken, ders kitabının temel kavram ve tanımları yeterince açıklamadan doğrudan etkinliğe geçmesi eleştiriliyor. Türk-İslam tarihine ilişkin konuların kısa geçilmesi, öğretmenlerin dile getirdiği eksiklikler arasında yer alıyor.

İngilizce: Dört dil becerisinin ayrı ayrı ölçülmesi ilke olarak desteklense de yazılı, dinleme ve konuşma olmak üzere üç ayrı sınavın kalabalık sınıflarda yürütülmesi öğretmenler üzerinde ciddi iş yükü oluşturuyor. Öğrencilerin sıfat, zarf, özne gibi temel dil bilgisi kavramlarını Türkçede dahi bilmemesinin İngilizce öğrenimini güçleştirdiği, araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri.

Rapordan öneriler

Rapor; etkinlik sayısının makul düzeye indirilmesini, merkezi sınavların modelin beceri temelli yapısıyla uyumlu hale getirilmesini, hizmet içi eğitimlerin branşa özgü ve uygulamalı biçimde sürdürülmesini, okulların fiziki ve teknolojik altyapısının iyileştirilmesini ve sahadan gelen geri bildirimlerin program geliştirme süreçlerine sistematik biçimde aktarılmasını öneriyor.

Öz, programın zaman içinde olgunlaşacağına dikkat çekerek, “Her program eksik başlar ve olgunlaşması gerekir. Bazı eksiklikler programın kendisinden kaynaklanmıyor; bunlar tamamlandıkça programın daha işler hale geleceğini düşünüyorum” dedi.

Raporun tamamına ilke.org.tr üzerinden erişilebilir.

Önceki Haber YENİ Parti Ankara İl Örgütü’nde İbrahim Karaca Dönemi: İl Ba...

İlgili Haberler